Cumartesi, Mart 2, 2024
Ana Sayfa Bilim İnsanlar Günümüzde Şiddete Eskisinden Daha mı Eğilimli?

İnsanlar Günümüzde Şiddete Eskisinden Daha mı Eğilimli?

İnsanlık gittikçe daha mı çok şiddete başvuruyor? Tarihte atom bombasının kullanılması kadar yıkıcı bir olayın yaşandığı başka bir dönem bulmak zor. Antik atalarımızın sergilediği en şiddetli eylemler bile ülkelerin bir tek son yüzyılda gerçekleştirdiği organize saldırılar karşısında sönük kalır. Devam eden savaşlar ve insan hakları ihlalleri, tarihteki en çok kötü zamanlardan birinde yaşadığımızı düşündürüyor. Fakat tarihsel sertliği araştıran arkeologlara nazaran bulgular, siyah-beyaz bir yanıtın olmadığını söylüyor.

İnsanların asla olmadığı kadar fazla sertlik sergilediğine karar vermek için insanlık tarihinde gerçekleşen tüm saldırgan eylemlerin süre cetveli gerekiyor. Kazıbilimciler ortalama 430.000 yıl ilkin ilk katliam kurbanı olabilecek bir iskeletten, savaş zayiatlarının yada insan kurbanların saklandığı antik Mezopotamya’daki ölüm çukurlarına kadar insanlığın şiddetli geçmişine dair bir öykü özetleyen bazı eserlere ulaşmışlar. Fakat tarihin bu parçaları, tablonun tamamını görmeye hâlâ yetmiyor.

İngiltere’deki Edinburgh Üniversitesinde çalışan ve insanlık tarihinin erken dönemlerindeki çatışmayı araştıran kazıbilimci Linda Fibiger şöyleki açıklıyor: “Zamanda ne kadar geriye gidersek, sertlik ve cinayetleri değerlendirmek de o denli zorlaşıyor.”

Kalıntılar tek başlarına tüm hikayeyi anlatmıyor. İnsanların belli bir dönem sertlik sergileyip sergilemediğini yada birinin sertlik kaynaklı ölümünün izole bir vaka olup olmadığını bilecek kadar bulguya ulaşmak zor. Antik bir insan üstünde yürütülen otopsi sertlik kaynaklı bir ölüme işaret etse bile, bir katilin saikini ortaya çıkaramaz. Mesela insanoğlu tanrılara armağan olarak kurban edildiğinden, bazı törensel eylemler şiddetle içiçe geçmiş durumda.

“Tarih öncesi devrin devamlı harp ve çatışmayla geçtiğini düşünmüyorum. Fakat iskelet bulguları ve sertlik kaynaklı travması olan fert yüzdesine bakıldığında, inanırım ki bir çok şahıs şiddetin farkındaydı ya da onunla karşılaşmış birini biliyordu” diyor Fibiger. Bilim insanı ek olarak geçmişteki insanların bir eylemi kabahat olarak görüp görmemesinin de sertlik sergilenen bir zamanda yaşayıp yaşamadıklarına yönelik algılarını değiştirebileceğini belirtiyor.

Eğer idrak bir etmense, şimdiye kadarki en barışçıl çağda yaşıyor olabilmemiz mümkün. 2011’de çıkan Tabiatımızın İyi Melekleri: Sertlik Niçin Azaldı kitabında bilişsel psikolog Steven Pinker, o zamanlarda küçük avcı-toplayıcı grupların en sertlik eğilimli insanoğlu olduğu ve insanların en fazlaca savaştan öldüğü görüşünde. İnsan toplulukları daha örgütlü devlet düzenine geçtikçe, daha iyi “medenileşebilmiş” ve empati, muhakeme ile kendini denetim becerileri geliştirmişler.

Florida Eyalet Üniversitesinde çalışan evrimsel insanbilimci Dean Falk, “Oldukca daha akıllı, mantıklı ve daha uygar olduğumuzu düşünmek istiyoruz” diyor. “Fakat artık her şeyin güllük gülistanlık bulunduğunu düşünmüyorum.” Falk, Pinker’in bulguları üstünde yapmış olduğu önceki analizde, Pinker’in hesaplamalarında değişik insan topluluklarının popülasyon boyutlarını hesaba katmadığını keşfetmiş. Bu durum, devlet temelli toplumlarla karşılaştırıldığında avcı-toplayıcı topluluklardaki harp kaynaklı ölümlerin oranını artırmış olabilir. Falk, minik bir toplulukta daha büyük bir kesim çatışmada ölmüş olsa bile bu durumun, topluluğun sertlik içeren davranışlarından ziyade uğramış olduğu saldırılar hakkında data verdiğini ileri sürüyor.

Falk hesaplamalara mutlak ölüm sayısını (boyutlarına oranla belli bir popülasyondaki ölüm sayısı) dahil ettiğinde, bir toplumun üyelerini muharebede kaybedip kaybetmediğini belirleyen şeyin uygarlık yapısının tipi değil, popülasyon boyutu bulunduğunu keşfetmiş. Senelik harp kayıplarının yüzdesi devlet toplumlarında daha düşük olsa da, Falk senelik harp ölümlerinin sayısının daha büyük popülasyonlarda arttığını söylüyor. “Bunun büyük beyinlerle ve birbirini öldürmek için daha etkili tabanca üretecek teknolojiye haiz olmakla alakası olabilir.”

Ek olarak azca ya da fazlaca, daha çok sertlik içeren bir topluma doğru gittiğimizi belirten bir kaide da bulunmuyor. Bu ay Nature Human Behaviour bülteninde piyasaya sürülen yeni araştırmada, insanların sertlik eylemlerinin tarih süresince artıp azaldığı ileri sürülüyor. İspanya’daki Barselona Üniversitesinde çalışan ve yeni çalışmanın eş yazarı olan kazıbilimci Giacomo Benati, tarihteki sertlik eğilimleri çözümleme edilirken çoğunlukla önyargılara kurban gidildiğini ve zamanı harp kayıtlarına yada antik dünyanın kutuplaşmış anlatılarına odaklanıldığını söylüyor.

İnsanların erken dönemlerdeki sertlik eylemlerine yönelik şimdiye dek yürütülen en büyük arkeolojik çalışmalardan önde gelen yeni çalışmasında Benati, geniş bir kemik setini inceleyerek bu önyargıdan kaçınmaya çalışıyor. Benati ve araştırma ekibi, Milattan Ilkin 12.000 ile 400 yılları aralığında Ortadoğu’daki yedi ülkede yaşamış insanlara ilişik 3.539 iskelette kafatası travması yada silahla ilişkili yaralara yönelik işaretleri çözümleme etmiş.

Araştırmada yer almayan Fibiger’a nazaran emek harcamayı garip icra eden nedenlerden biri de, neler bulunduğunun bağlama yerleştirilmeye çalışılması. İnsanların iskelet kalıntılarına ilişik bu en büyük veri seti, araştırmacıların travmatik ölümleri devam eden çatışmalara, ekonomilere ve iklimin sebep olduğu eşitsiz kaynak ve servet dağılımına bağlamasını elde etmiş. “Bu şeylerin bir araya getirilmesi, insanların yaşamlarına ve neyin çatışmayı şiddetlendirip, ilişkilerin bozulmasına sebep olmuş olabileceğine yönelik daha iyi bir düşünce veriyor” diyor Fibiger.

Benati ve yazının eş yazarlarının vardığı kanı, kişiler arası şiddetin (katliam, işkence, kölelik ve öteki acımasız cezalar) M.Ö. ortalama 4.500 ila 3.300 arasındaki Bakır Çağı döneminde zirveye ulaşmış olduğu yönünde. Bu yüksek sertlik oranları, denetim için rekabet eden siyasal birimlerin oluşmasıyla ilgili olabilir. Bu durum, bölgesel kavgaların kızışarak daha büyük ve daha örgütlü çatışmalara dönüşmesine yol açmış olabilir.

Benati en şaşırtıcı bulgunun, Erken ve Orta Bronz Çağı süreci süresince şiddetin durağan(durgun) şekilde düşmesi bulunduğunu söylüyor. Bu durumun, yaşam standartlarının daha iyi hale gelmesiyle ilgili olabileceğini düşünüyor. “Çıkarılan binlerce iskelet fotoğrafına baktıktan sonrasında, uygar tıptan önceki yaşamın hoş görünmediği düşüncesindeyim” diyor. “Kısaymış ve devamlı hastalık, ağrıyla yaşamak zorunda kalmışlar.”

Sertlik seviyelerinin, Geç Bronz Çağı ve Demir Çağı’nda tekrardan yükseldiği görülüyor. İnsanlar iklimin kuraklaşması sebebiyle daha sertlik eğilimli hale gelmiş olabilir. Demir Çağı’nda, yetersiz mahsul ve yaygın kıtlığa katkı icra eden 300 senelik bir kuraklık yaşanmış. Bu susuzluk, insan topluluklarını strese sokmuş ve kaynak rebatine yol açmış olabilir. İster toprak ister yiyecek olsun, insanların bu sınırı olan kaynaklara ulaşmaya emek vermesi, Fibiger’in belirttiğine nazaran bugün bile görülen evrensel birer sertlik tetikleyicisi. Ek olarak Benati, günümüzde kötüleşen iklim durumu göz önüne alındığında insanların geçmişte muhteşem iklim vakalarına gösterdiği tepki şeklinin, gelecekte bozulan dengelere iyi mi tepki vereceklerini de gösterebileceğini aktarıyor. Mesela iklim değişimi, tekrardan uzun bir sertlik sürecinin habercisi olabilir.

Çatışmalarla baş etme mevzusundaki kanlı sicilimiz göz önüne alındığında, arkeologlar insanların gelecekte şiddetsiz bir toplumda yaşayıp yaşamayacağı mevzusunda ikiye bölünmüş olmayı sürdürüyor. Fibiger, insanların doğuştan sertlik eğilimli olmadığına fakat kendilerini yada rızıklarını savunmaları gerektiği durumlara itilebileceklerini düşünüyor. İnsanların geçmişteki sertlik vakalarından ders çıkararak daha iyisini yapabileceği görüşünde. Falk ise bu kadar iyimser değil. Antik atalarımız kadar sertlik sergileme kabiliyetimiz bulunmuş olduğu için türümüzü yok etmemizin olası bulunduğunu söylüyor. Bugün tek fark, daha ölümcül silahlara ve daha organize harbe erişimimiz olması. “Bunun kanıtı için TV’yi açıp akşam haberlerini izlemeniz kafi.”

BENZER KONULAR

X-Işını Astronomisinde Paradigma Değişimi

- Advertisement - 9 Ocak 2024’te fırlatılan Einstein Sondası, ESA ve MPE’nin katkılarıyla Çin Bilimler Akademisi liderliğindeki bir ortak girişimdir. Amacı, kozmik olaylardan kaynaklanan X-ışını...

Gücün Sınırlarına Meydan Okuyan Lazer Yapımı Metaller

- Advertisement - Lazer bazlı katmanlı üretim yoluyla üretilen yenilikçi yüksek entropili alaşımlar, endüstriyel uygulamalar için benzeri görülmemiş bir güç ve esneklik sunar. Gelişmiş tekniklerle...

Yüksek Verimli Güneş Pillerinin Sırlarını Ortaya Çıkarıyoruz

- Advertisement - Yapay zeka yöntemlerinin yardımıyla araştırmacılar, yüksek verimli perovskit güneş pillerinin üretim süreçlerini iyileştirmeye çalışıyor.  Yapay zeka teknikleri, bilim adamlarına yüksek verimli güneş pilleri...
- Advertisment -

Son Eklenenler

X-Işını Astronomisinde Paradigma Değişimi

- Advertisement - 9 Ocak 2024’te fırlatılan Einstein Sondası, ESA ve MPE’nin katkılarıyla Çin Bilimler Akademisi liderliğindeki bir ortak girişimdir. Amacı, kozmik olaylardan kaynaklanan X-ışını...

Gücün Sınırlarına Meydan Okuyan Lazer Yapımı Metaller

- Advertisement - Lazer bazlı katmanlı üretim yoluyla üretilen yenilikçi yüksek entropili alaşımlar, endüstriyel uygulamalar için benzeri görülmemiş bir güç ve esneklik sunar. Gelişmiş tekniklerle...

Hücresel atık yönetimi ve yaşlanmada otofaji genlerinin yeni rolleri

Yaşla birlikte azalan otofaji, araştırmacıların daha önce şüphelendiğinden daha fazla gizemi barındırıyor olabilir. Buck Enstitüsü, Sanford Burnham Prebys ve Rutgers Üniversitesi'nden bilim adamlarının, yanlış...

Antibiyotik Direnci Araştırmalarında Oyunun Kurallarını Değiştirecek Bir Şey

Antibiyotiğe dirençli bakterilerle mücadeledeki potansiyeli nedeniyle incelenen bir bakteriyofaj olan φX174, alternatif antibiyotiklerin geliştirilmesine yönelik yeni bilgiler sunuyor. yaşında COVID-19kelime "virüs” bulaşma, hastalık ve hatta...